Kronik Ağız Kokusu

Paylaş:

 

Kronik ya da süreğen ağız kokusu uzun süreli devam eden, kişinin sosyal yaşamını olumsuz yönde etkileyen, toplum içinde mahcubiyete ve diğer sosyo-psikolojik problemlere yol açan, hatta evlilikleri bile etkileyen ciddi bir rahatsızlıktır.

Ağız kokusu, ister ağızdan ister burundan çıkıyor olsungenel olarakhoş olmayan nefes kokusunu ifade etmek için kullanılan bir terimdir, halitozis olarak da adlandırılır.

Kişinin kendisinin, koku alma sinirlerinin kokuya alışması nedeni ile kendi ağız kokusunu hissetmesi zordur. Bu nedenle ağız kokusu rahatsızlığı, çoğunlukla kişinin çevresindekilerin ikazı ile anlaşılabilir. Objektif değerlendirmesi zor olduğu için gerçek yaygınlığı kesin olarak bilinmemekle birlikte ağız kokusunun toplumda %25-50’lere varan oranlarda görüldüğü bazı sağlık makalelerinde rapor edilmektedir.

Ağız kokusu kadınlarda erkeklere göre daha yüksek oranda görülür. Esasen görülme sıklığının kadın veya erkeğe göre değişip değişmediği bilimsel olarak tespit edilmiş değildir. Ancak, kadınların erkeklere göre daha duyarlı olmaları ve tedavi için hastanelere daha sık başvurmaları böyle bir kanaatin oluşmasına yol açmıştır.

İnsanlar arası ilişkilerin önemsendiği, refah düzeyi yüksek toplumlarda nefes rahatlatıcı preparatların kullanım oranları çok yaygındır.

Ağız kokusu çoğunlukla ağız bakımı yetersizliği ve çeşitli rahatsızlıkların semptomu niteliğindedir ve nedenleri iki temel noktada incelenebilir:

  • Ağız boşluğu kaynaklı olanlar,
  • Ağız dışı diğer nedenlerden kaynaklananlar.

Kronik Ağız Kokusunun Ağız boşluğu kaynaklı olanlar:

Ağız kokusu genellikle dilde ve Dişlerin asında biriken yemek artıklarının bakteriler tarafından parçalamasıyla oluşan sülfürlü gazlar ve diğer bileşikler sonucu meydana gelir. Bunun için ağız kokusu bazen ağız bakımı yetersizliğinin de bir işareti olabilmektedir.

Dilin yüzeyi pürüzlü bir yapıdadır. Dilin bu yapısı bakterilerin barınmasına elverişli bir zemin oluşturur. Yemek artıkları ve bakteriler bu alanlarda kolayca birikir. Eğer diş ve dil yüzeyi temizlenerek yeterli bir ağız bakımı yapılmazsa, buralardaki yemek kalıntıları bakteriler için iyi bir besi ortamı oluşturur ve kısa sürede faaliyete geçen bakteriler bu yemek artıklarını parçalayarak sülfürlü bileşiklerin ortaya çıkmasına yol açar. Ağız boşluğu kaynaklı olan kötü kokuların tedavisi kısa sürede sonuç veren kolay bir tedavidir.

Ağız boşluğu kaynaklı kötü kokuların oluşumunda etkili olan faktörlerin bazıları aşağıda verilmiştir:

  • Diş çürümeleri, diş eti problemleri ve diğer periodontal hastalıklar,
  • Ağız içi anomaliler (yarık damak, velofaringeal yetmezlik),
  • Diş protezleri ve implantlarıyla ilgili sorunlar.

Kronik Ağız Kokusunun Ağız Dışı Diğer Nedenlerden Kaynaklı Olanlar:

Bu grup ağız kokusu rahatsızlıkları çeşitli hastalıkların semptomu niteliğindedir, teşhisi ve tedavisi daha zordur. Ağız kokusuna yol açan bazı hastalıklar ve yol açtıkları kokular aşağıda verilmiştir:

  • Şeker hastalığında (aseton kokusu),
  • Tüberküloz, akciğer apsesi, pnömoni, kanser, bronflektazi gibi solunum sistemi hastalıkları (çürümüş et kokusu),
  • Difteri, dizanteri, kızamık gibi hastalıklar,
  • Sinüzit, farenjit, tonsillit gibi üst solunum yolu kaynaklı enfeksiyonlar,
  • Böbrek yetmezliği (balık kokusu, amonyak kokusu),
  • Lösemi (çürümüş kan kokusu),
  • Akut eklem romatizması (asit kokusu),
  • Karaciğer yetmezliği (çürük yumurta ve sülfür kokusu),
  • Metabolizma bozuklukları (kötü bir balık kokusu),
  • Reflü, gastrit, dispepsi gibi gastrointestinal sistem hastalıkları (Gastrit ve ülser oluşumunda etkili olan Helikobacter pilori’nin ağız kokusuna sebep olabileceği iddiası varsa da bu konu halen bilimsel olarak kesinlik kazanmamıştır).

Tükürük salgısı ağzın kendi kendini temizlemesinde etkilidir. Eğer tükürük salgısı azalırsa ağız florası gram pozitiften gram negatife döner ve ağız kokusu oluşur. Dolayısıyla ağız kuruluğu da kötü kokuya neden olabilmektedir. Herhangi bir hastalık hali olmaksızın ağız kokusuna yol açan bazı durumlar aşağıda verilmiştir:

  • Çocuklarda buruna kaçan ve çıkarılmayan veya çıkarılması unutulan yabancı cisimler.
  • Ağız kuruluğuna yol açan antihistaminik, antidepresan, antipsikotik, antihipertansif, antikolinerjik, diüretik ve narkotik grubu ilaçların kullanımı.
  • Stres (tükürük salınımını azaltarak etkili olur).
  • Kendine has koku ve tatları olan soğan, sarımsak, turp ve çeşitli baharatların yenilmesi
  • Alkol kullanımı, sigara ve diğer tütün ürünleri,
  • Uygulanan diyetler, oruçlu olmak ya da uzun süreli açlık durumları da ağız kokusu yapabilir.
  • Çeşitli metabolizma olayları (örneğin açlık veya vücutta sıvı eksilmesi durumunda vücuttaki yağ ve protein çözünmeye başlar, bu çözünme sonucu ortaya çıkan ürünler ağız kokusuna yol açar.)

Ağız kokusunun bir diğer sınıflama biçimi de fizyolojik ve patolojik ağız kokusu şeklindedir.

Fizyolojik ağız kokusu hastanın normal yaşantısını etkilemeyen ve geçici olan ağız kokusudur. Fizyolojik ağız kokusu esasen gerçek bir sağlık probleminden ziyade kozmetik bir problemdir ve ağız hijyeni ile kolayca önlenebilir.

Patolojik ağız kokusu ise kalıcıdır. Patolojik ağız kokusu bir hastalığa dayanır ve kaynağına inilerek tedavi edilmelidir. Patolojik ağız kokusunun tedavisi daha zordur. Ağız bakımıyla kesinlikle önlenemez ve mutlaka kaynağına inilerek tedavi edilmelidir.

Ağız Kokusunu ölçme yöntemleri

Ağız kokusu tedavisi için her hastalıkta olduğu gibi öncelikle rahatsızlığın kaynağına inmek gerekir. Bunun için de kokunun sistemetik bir şekilde ölçülmesi gerekir. Kokunun kaynağını ölçme teknikleri ilk olarak 1950’lerden itibaren geliştirilmeye başlanmıştır. Ağız kokusunun miktarı iki ana metotla ölçülmektedir.  Bu metotlardan birincisi duyusal bir ölçüm, diğeri ise cihazlar yardımıyla yapılan kimyasal ölçümlerdir. Ağız kokusu organoleptik ölçüm, gaz kromatografisi (GC), sülfid monitörü, koku sensörü, Benzoly-DL-Arginine-Naphtylamide testi dibi yöntemlerle ölçülmektedir.

Organoleptik test: Koku ölçümü için kullanılan klasik bir yöntemdir. Organoleptik ölçümde 10-15 cm uzaklıkla duran hastanın çıkardığı soluk, testi yapacak kişi tarafından koklanır. Organoleptik testte hastalar12 saat öncesinden itibaren hiç sigara kullanmaz,  hiçbir şey yemez ve içmez, dişlerini fırçalamazlar. Organoleptik testte hasta tarafından üflenen hava ölçümü yapan hekim tarafından değerlendirilir. Bu testte koku yok, zor fark ediliyor, hafif fark ediliyor, orta derecede, şiddetli, çok şiddetli kötü koku şeklinde 0 ile 5 arasında numaralandırılan altı skala değeri kullanılır. Bu metodun dezavantajlı yanı sübjektiflik içermesi nedeniyle güvenilir sonuçlar vermeyeceğidir. Organoleptik test, hem hasta hem de hekim için sıkıntı verenbir yöntemdir. Çünkü koku hekimi rahatız ettiği gibi hastayı da utandırır.

Gaz kromatografisi: gazların ve uçucu maddelerin analizleri ve ayrılmasında kullanılan bir metottur. Gazların saflığını, gazdaki farklı bileşenlerin göreceli miktarlarını belirlemek için kullanılan gaz kromatografisi ağız kokusunu ölçümünde de kullanılmaktadır. Bu yöntemde,  hastanın verdiği nefesteki uçucu sülfür bileşiklerinin yoğunluğu fotometrik dedektörler yardımıyla ölçülür. Gaz kromatografisi organoleptik testte göre daha objektif sonuçlar vermektedir. Bu yöntemin dezavantajlı tarafı ise ölçümünü yapan cihazın pahalı olması ve cihazın kullanımı için eğitim alınmasının gerekliliğidir.

Sülfit monitörü: 1990’lı yılların başında geliştirilmiş bir ağız kokusu ölçüm sistemidir. Bu sistemde hastanın verdiği soluktaki sülfür içerikleri, Halimeter adı verilen elektrokimyasal bir dedektörle ölçülür. Bu metotla ölçüm kolaydır. Ölçüm cihazı ucuz ve kolay taşınabilir yapıdadır. Gaz kromatografisi ile uyumlu sonuçlar vermektedir, ancak sülfür bileşikleri detaylı olarak ayırt edilememektedir.

Koku sensörü: son dönemlerde geliştirilen koku sensörleri (elektronik burun) hastanın, soluk havasındaki gazların sınıflandırılması ve tanımlanmasında kullanılmaktadır.

BANA (Benzoly-DL-Arginine-Naphtylamide) testi: bu testte diğer yöntemlerden farklı olarak soluk havası kullanılmaz. Tükürük örneği ve dilin kazınması ile elde edilen örneklerin özel bir bant üzerinde verdikleri renk analiz edilerek içerisinde ağız kokusuna yol açan mikroorganizmaların olup olmadığı incelenir.

Ağız Kokusunun Tedavisi

Tedavi için öncelikle ağız kokusuna yol açan etmenler detaylı olarak araştırmalıdır. Ağız kokusunun sebebi tespit edildikten sonra, yapılacak tedavide bu sebebin ortadan kaldırılmalı hedeflenir. Ağız kokusu, etmenin ortadan kaldırılması ve ağız hijyeninin sağlanması ile tedavi edilir. Ağız kokusu tedavisinde doğru teşhis ve tedavi uygulanması durumunda %90’lara varan başarı elde edilebilmektedir. Ağız kokusu tedavisine öncelikle ağızda gıda birikimine yol açan bozukluklar, diş taşları, çürük dişler varsa bunların tedavisi ve ağız hijyeninin sağlanması ile başlanır. Tedavide;

  • Çürük dişlerin dolgusu, gerekiyorsa çekimi yapılmalı.
  • Diş eti enfeksiyonları yok edilmeli.
  • Ağız içi protezler diş hekiminin tavsiyelerine göre düzenli temizlenmeli.
  • Etkili bir ağız temizliği yapılmalı. Bu amaçla yemeklerden önce ve sonra eller yıkanmalı, yemek sonrasında dil ve dişler fırçalanmalı, diş fırçalama imkanı olmayan durumlarda ağız su ile yıkanmalıdır. Günde bir kez (yatmadan önce) diş ipi kullanılmalıdır. Gerekiyorsa ağız gargaraları da kullanılabilir.
  • Ağız içinde braket, protez veya köprüler varsa temizlik işi daha özenli yapılmalı, bunların temizliği için günde en az bir defa, ara yüz fırçası kullanılmalıdır.
  • Alkol ve sigaradan uzak durulmalı.
  • Ağız kuruluğuna engel olmak için düzenli aralıklarla su içilmelidir.
  • Yemeklerden sonra şekersiz sakız çiğnenebilir. Sakız çiğnemek, tükürük salınımını teşvik eder ve ağızdaki bakteri sayısının azalmasına yardımcı olur. Ancak çene eklemini aşındırmamak için sakız çiğneme süresi 15 dakikayı aşmamalıdır.
  • Su ve posa içeriği bol olan sebze yemekleri tercih edilmelidir.
  • Özellikle toplum içine çıkılacaksa sarımsak, soğan gibi kokulu yiyeceklerden uzak durulmalı

www.dentaluna.com internet sitesinde yer alan tüm açıklamalar tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirmeler kesinlikle tıbbi muayene ve tanı yerine geçmez
Paylaş:
Benzer Yazılar