Diş Çürüğünün Belirtileri Nelerdir?

Paylaş:

Diş hekimleri olarak bizler yapılan tedavilerin çok büyük bir kısmında diş çürükleri ile karşılaşıp, bu dişleri kompozit ışınlı dolgularla ya da derin çürük durumlarında kanalları da tedavi etmekteyiz.

Diş çürükleri ile bu kadar sık karşılaştığımız için bizlere en çok sorulan soruların başında bu sorunun nasıl anlaşıldığı ve nasıl önlenebileceği üzerine olmaktadır.

Aslında hastalarımıza da sürekli olarak ifade etmeye çalıştığımız gibi asıl sorunumuz diş çürüğü değil, bakteri plağıdır.

Bakteri plağı tükettiğimiz besinlerin ağızda geçirdiği süre içinde yine ağzımızdaki milyonlarca mikroorganizmanın oluşturduğu yapılardır. Gıdaları tükettikten birkaç dakika sonra dişlerimizin üzerinde sarı bir tabaka oluşur. İşte bu sarı renkteki tabakaya biz bakteri plağı diyoruz.

Bakteri plağının ağız içinde iki büyük zararını sıklıkla görmekteyiz. Bunlardan birincisi diş eti hastalıklarıdır. Diş etleri de bakteri plağının zamanla taşlaşması sonucu olumsuz yönde etkilenecek ve iltihaplaşacaktır. Bakteri plağının ikinci olarak olumsuz yönde etkilediği organ ise dişlerdir. Dişlerin üzerinde uzun süre kalan bu yapı belli bir zaman geçtikten sonra dişte çürük oluşturmaya başlayacaktır.

Dişimizin ağız içinde görünen kuron kısmının dış yüzeyi oldukça sert bir yapı olan mine ile çevrilmiştir. Mine çok sert, dirençli ve dişimize estetik sağlayan ana yapıdır. Bakteri plağı ile sarılmış mine dokusu kolay kolay çürüme göstermez. Minenin çürümesi için oldukça uzun zaman gerektirir. Fakat ne kadar sert ve dayanıklı olursa olsun minenin de zamanla yapısı bozulacak ve çürük oluşumu başlayacaktır. Burada önemli olan ağız bakımının ve ağız hijyeninin sağlıklı olup olmamasıdır. Eğer iyi bakım ve hekim kontrolleri yetersiz bir ağızda mutlaka mine de çürük başlayacaktır.

Mine çürükleri genellikle hasta tarafından ağrı veya sızı olmadığı için anlaşılmaz. Ancak hekim kontrolleri ve radyografi çekimleri sonucu görülebilir. Hatta bazı mine çürüğü başladıktan sonra, hastanın ağız içi bakımı düzelirse çürüğün ilerlemesi durabilir. Bu durumda dişe dolgu yapmaya gerek kalmayabilir. Özellikle dişin görünen kısımlarında sarı, kahverengi, siyah lekeler hasta tarafından da görülebilir.

Mine çürüğü ile önlem alınmazsa çürük ilerlemesi hızlanmaya başlar. Özellikle arka dişlerde ve dişlerin birbirine komşu değen yüzeylerinde çürük ilerlemeye başlar. Mine dokusunun altındaki ikinci tabaka dentin tabakasıdır. Dentin tabakası mineye göre daha sarı ve daha yumuşak bir yapıdır. Daha yumuşak olduğu içinde daha ısıyı daha rahat geçirir.

Eğer çürük ilerlemesi dentin tabakasına gelmiş ise hasta bazı durumlarda özellikle soğuk geçirgenliği sebebiyle soğuk hassasiyeti hissedebilir. Aslında bu hassasiyet hastanın hekime müracaat etmesi adına olumlu olarak değerlendirilir. Çünkü bu aşamadaki dişe yapılacak bir kompozit ışınlı dolgu ile hem hastanın hassasiyeti rahatlayacak hem de çürük yapısı ortadan kaldırılmış olacaktır.

Dentin çürükleri her zaman hassasiyet ve ağrı yapmayabilir. Eğer ağrı ve hassasiyet yapmıyorsa çürük hem ilerleyecek, hem de iki dişin arasındaki bir çürük oluşumu ise yanındaki komşu dişi de çürütmeye başlayacaktır. Bu durum biz diş hekimlerinin en sık karşılaştıkları bir sorundur. Hastanın dentin çürüğüne ulaşmış bir dişte özellikle soğuk ve bazen sıcakta hassasiyet ve ağrı hissetmesi beklenmektedir. Böyle bir şikayeti olan hastanın hemen diş hekimine başvurması ve yapılacak kompozit ışınlı beyaz dolgu ile hayatına devam etmesi çok sık yapılan bir uygulamadır. Bu noktada asıl önemli olan, çürüğün fark edildiği an bir an önce diş hekimine gidilmesidir. Diş hekimine ne kadar erken zamanda gidilirse, dişin tedavisi o kadar kolay ve kısa süre içerisinde zahmetsizce yapılır.

Diş çürüğü dentin dokusunda ilerlemeye devam edip önlem alınmadığı takdirde çürük hızı artıp ilerleme devam edecek ve en altda dişin adeta özü sayılacak pulpa dokusu içine kadar ilerleyecektir.

Pulpa dokusu karmaşık bir yapıdır. Halk arasında dişin siniri olarak adlandırılır. Çürük yapısı eğer pulpa dokusu içerisine kadar ulaşmışsa yapılacak işlem kanal tedavisidir.

Kanal tedavisi genellikle hastalarımız tarafından çekinilen bir tedavi olmakla birlikte uygulanması son derece kolay ve tedavi sonrasında dişi kaybetmeden ağızda tutacağımız için son derece faydalı bir işlemdir. Kanal tedavisi sayesinde diş çekilmekten kurtarılmış olup ağız içindeki fonksiyonuna devam edecek, eğer arka azı bölgesinde bir diş ise yemek yeme işlemini sağlayacak, eğer ön diş bölgesinde bir diş ise estetik kaybı yaşanmayacaktır.

Kanal tedavisi gerektiren dişin ağrısı çok şiddetlidir. Özellikle soğukta ve sıcakta çok şiddetli ağrı ile karşılaşırız. Bazen pulpa yapısı aşırı dejenere olursa, dişleri birbirine değdirince ya da yemekleri tüketirken ağrı artacaktır. Genellikle geceleri ağrı artar. Hatta uykudan bile uyandırabilir. İş gücü kaybı en sık şikayet edilen konuların başında gelir. Bazen dişlerin apse yaptığı ve komşu bölgelerde enfeksiyona neden olduğu ve yoğun antibiyotik ve ağrı kesici gibi ilaçlar kullanılması gerektiği için, bu duruma düşmeden hemen diş hekimine başvurulmalı ve tedaviye hemen başlanmalıdır.

Eğer kanal tedavisi dahi yapılamayacak durumda olan bir diş çekim yapılarak ağız ortamından uzaklaştırılır. Çekim diş hekimlerinin en son kullanmak istediği bir yöntem olsa da bazen yapılmaktadır.

Diş çürükleri ile ilgili en sık yapılan hatalardan birisi de dolgu yapılmış dişlerin bir daha çürümeyeceği inancıdır. Oysa tıpkı sapasağlam olan kendi dişlerimiz nasıl çürüyorsa dolgu yapılmış dişler de ağız bakımı iyi yapılmayan, kötü ağız hijyenine sahip kişilerde yeni çürüklere sebep olabilir.

Yine daha önceden yapılmış porselen kaplama ve porselen köprü protezlerinin de zaman içerisinde komşu diş bölgelerinden ya da diş eti çekilmesi sonucu açığa çıkan yüzeylerinden yeni çürük oluşumu gerçekleşebilir. Protezi kaybetmekle ve yenisinin yapılması gerektiği ile karşılaşabiliriz.

Kısaca özetlemek gerekirse diş çürükleri hasta tarafından başlangıç halindeyken kolayca anlaşılmayabilir. İlerlemiş çürüklerde duyacağı ağrı ve hassasiyet ile ancak çürüğün başladığını düşünür. Oysa basit müdahele için geç kalınabilir.

Bu yüzden dişler düzenli ve etkili olarak günde en az 2 defa ve 2 dakika fırçalanmalıdır. Ayrıca diş ipi kullanılmalı, eğer ağızda protez varsa ara yüz fırçalarından yararlanmalıdır.

6 aylık hekim kontrolleri aksatılmamalı gerekirse mutlaka diş taşı temizliği yapılmalı diş hekiminin önereceği zamanlarda panaromik radyografiler çekilerek başlangıç halindeki çürüklere derhal müdahele edilmelidir.

Sağlıklı gülüşler dileriz.

Paylaş:
Benzer Yazılar